Depremde Evi Yıkılan Kişi Bu Sebeple İşten Ayrılıp Tazminata Hak Kazanabilir Mi?

yazar:

kategori:

Deprem Nedeniyle Meydana Gelen Zararın Karşılanması

Halk arasında oldukça hatalı bir şekilde, yalnızca depremde yıkılan bina sahiplerinin can ve mal kayıplarının tazminata konu edilebileceği düşüncesi yaygındır. Oysa deprem nedeniyle çeşitli kişi veya kurumlardan tazminat alınmasını sağlayabilecek nitelikte birçok zarar meydana gelmiş olabilir ve her somut olay, kendi içinde ayrı ayrı değerlendirmeye tabii tutulmalıdır. Deprem nedeniyle meydana gelebilecek olan bu zararların başında:

  • Deprem nedeniyle kişinin maliki olduğu bir binanın yıkılması nedeniyle meydana gelen maddi zararlar,
  • Deprem nedeniyle ölen kişinin yakınlarının, ölenin desteğinden yoksun kalmış olmalarından kaynaklı olarak meydana gelen zararlar(destekten yoksun kalma tazminatı, cenaze masrafları vb.),
  • Deprem nedeniyle yıkılan binanın etrafında bulunan motosiklet, araba vb. eşya maliklerinin zararları,
  • Deprem nedeniyle yaralanan kişilerin uğradığı zararlar(hastane masrafları, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından kaynaklanan zararlar vb.),
  • Depremden etkilenen kişilerin yaşadığı psikolojik acı, elem, keder, ızdırap nedeniyle meydana gelen manevi zararlar,
  • Elektrik direkleri, su boruları, otoyol ve tren rayları gibi altyapı ve lojistik hatlarda meydana gelen zararlar

gibi çok çeşitli zarar türleri gelmektedir.

Deprem nedeniyle birçok farklı zarar meydana gelebilecektir. Bu nedenle deprem nedeniyle tazmini talep edilebilecek zararlar, yalnızca yukarıda saymış olduklarımızla sınırlı olarak kabul edilmemelidir ve yine yukarıda belirtmiş olduğumuz gibi, her somut olay açısından ayrı ayrı değerlendirilmeli ve izlenecek yol ile yürütülecek olan hukuki strateji ustalıkla ele alınmalıdır.

Bu zararların her biri için farklı yöntem izlenilmesi gerekebilir. Örneğin binanın yıkılması sonucunda yapı maliklerinin uğradığı zararlara ilişkin olarak, DASK(Doğal Afet Sigortaları Kurumu) ZDS(Zorunlu Deprem Sigortası) poliçesinin mevcut olup olmadığı hususu dikkate alınır. Zorunlu deprem sigortası bulunun yapılara ilişkin olarak ilk iş DASK Zorunlu deprem sigortası poliçesine başvurmaktır. Bu başvuru Alo 125, e-devlet ve DASK internet sitesi üzerinden kolaylıkla gerçekleştirilebilmektedir.

Ancak DASK zorunlu deprem sigortasının poliçe teminatı, aşağıda bahsedeceğimiz üzere genellikle depremzedelerin zararlarının tümünü çeşitli nedenlerle karşılayamamaktadır. Bu halde kompleks hukuki problemler ortaya çıkmakta ve 3. kişiler ile kurumlar aleyhine dava açılması söz konusu olabilmektedir.

Bu nedenle bu tip hususların mutlaka alanında uzman bir avukat ile görüşülmesi tavsiye edilmektedir. Özellikle makalemizin sonunda yer alan Yargıtay kararları incelenecek olursa, deprem nedeniyle tazminata hükmedilebilmesi için bazı spesifik unsurların ve özellikle sorumluların eylemleri veya eylemsizlikleri ile meydana gelen zarar arasında illiyet bağının kurulması gerekecektir.

En ufak bir eksiklik, deprem nedeniyle zarara uğrayan depremzedelerin haklarını mahkeme yoluyla temin etmelerinin önüne geçebilecek nitelikte sonuçlar doğurabilir. Bu durumun en başında, deprem akabinde deprem bölgesinde gerçekleştirilecek olan enkaz kaldırma çalışmaları gelmektedir.

Dolayısıyla deprem nedeniyle herhangi bir zararın meydana gelmesi durumunda yapılması gereken ilk iş, delil tespitinin sağlanması ve delillerin hukuki güvence altına alınması olacaktır. Aksi takdirde hak sahiplerinin hukuki yollarla haklarını aramaları veya sorumluların ceza hukuku anlamında cezalandırılması son derece güçleşecektir.

Deprem Nedeniyle Delil Tespiti

Deprem bölgelerinde deprem nedeniyle zarara uğrayan vatandaşların hukuki arayışlarında karşılaşacakları en büyük sorun, delil tespitinin sağlanmasıdır. Daha önce özellikle 17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi ile 23 Ekim 2011 Van Depremi başta olmak üzere ülkemizde yaşanılan depremlerin sonrasında yürütülen hukuki süreçlerin sonucunda verilen yargısal içtihatlar(Bazı emsal Yargıtay kararları, makalemizin sonunda yer almaktadır) göstermiştir ki: delil tespitinin gerektiği gibi yapılamaması nedeniyle sorumluların hukuki ve cezai olarak eylemlerinden sorumlu tutulmaları mümkün olamamaktadır.

Bu nedenle olası bir deprem durumunda, deprem nedeniyle meydana gelen enkaz kaldırılmadan önce ve depremzedelerin enkaz altından çıkarılmasından sonra, gecikmeksizin yapılması gereken ilk iş: Meydana gelen zarara ve bu zararın meydana gelmesinde sorumluluğu bulunan kişilerin sorumluluklarının ispatına ilişkin olarak gerekli delil tespiti işlemlerinin gerçekleştirilmesidir.

Deprem bölgesindeki Cumhuriyet Başsavcılığına bağlı savcılar tarafından resen inceleme yapılması gerekmekteyse de, çok büyük kayıplara sebebiyet verecek nitelikte şiddetli depremler nedeniyle o yerdeki savcıların yetersiz kalması mümkündür. Bu nedenle deprem bölgesinde geçici savcı görevlendirmeleri yapılabilir. Örneğin 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremi nedeniyle Kahramanmaraş, Gaziantep, Hatay, Osmaniye ve Adıyaman gibi illerimizde geçici savcı görevlendirmeleri yapıldığı haberlere yansımıştır.

Bununla birlikte işini şansa bırakmak istemeyen hak sahipleri tarafından “delil tespiti davası” olarak bilinen delil tespiti talebiyle Sulh Hukuk Mahkemesi veya Asliye Hukuk Mahkemelerine başvuruda bulunulabilir. Delil tespiti herhangi bir davaya göre son derece hızlı bir şekilde tamamlanan bir hukuki süreçtir ve bu nedenle zaman kaybı endişesi yaşanmaması gerekir.

Deprem özelinde delil tespiti, yıkılmış olan yapılardan karot testi için örnekler alınmasını gerektirmektedir. Bunun için binanın betonundan ve demirlerinden örnekler alınır. Çimento kalitesi ve malzeme dayanıklılığı ölçülür.

Delil tespiti yapmak isteyen vatandaşlar ayrıca Türkiye Barolar Birliği’nin 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremi sonrasında duyurduğu “Enkaz Radarı” adlı mobil uygulaması ile enkaz bölgesinde zaman kodlu görüntüler alabilir ve uygulamaya kaydını sağlayabilirler.

Ek olarak deprem sonrasında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından depremde hasar gören binalara ilişkin olarak, binada oluşan hasarın tespitine ve binanın oturmaya elverişli olup olmadığına ilişkin çalışmalar gerçekleştirilir ve bu çalışmaların raporları da daha sonra açılacak olan davalarda delil olarak kullanılabilir, müzekkere ile dava dosyasına getirtilebilir.

Deprem nedeniyle çalışamayan işçiye bekleme süresinde ücreti nasıl ödenmelidir?

Öncelikle meydana gelen deprem nedeniyle hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allahtan rahmet, yakınlarına baş sağlığı, yaralılara ise acil şifalar diliyorum. Acımız çok büyük ancak bu badireyi hep birlikte ülke olarak atlatacağımıza ve yaralarımızı saracağımıza inanıyorum.

İş hukuku uygulamasında sel, kar, deprem gibi doğal olaylar nedeniyle ulaşımın kesilmesi, salgın hastalık sebebiyle karantina uygulaması gibi durumlar zorlayıcı nedenler olarak kabul edilmektedir.

Zorunlu nedenle çalışamayan ya da herhangi bir nedenle çalıştırılamayan işçiye bu bekleme süresi içinde bir haftaya kadar yarım ücret ödenmesi 4857 sayılı İş Kanunu’nun 40 ıncı maddesinde ön görülmüştür.

Madde metninde belirtilen yarım ücretten 4857 sayılı Kanunun 32 nci maddesinde belirtilen genel anlamda ücretin yarısını anlamak gerekir. Kanunun bu maddesi, 4857 sayılı Kanun’un 24-III ve 25-III maddelerinde yer alan zorlayıcı nedenlerle çalışamayan ve çalıştırılamayan işçilerden söz etmektedir.

Zorlayıcı nedenlerden dolayı işyerinde faaliyetin durması halinde, işçiye bir haftalık süre için yarım ücret ödenir. Bir haftalık durma süresinden sonra işçi, iş sözleşmesini 4857 sayılı Kanun’un 24-III maddesi gereğince feshetmekte serbesttir. Dilerse yeniden işin başlamasına kadar bekleyebilir. Bu bekleme süresinde işçinin iş sözleşmesi askıda kalır. İşverenin yarım ücret ödeme yükümlülüğü bir haftaya kadardır.

4857 sayılı Kanun’un 25-III maddesine göre zorlayıcı nedenlerde, işçinin kendisi ile ilgili olup, onun işyerine devamını engelleyen nedenlerdir. Örneğin; işçinin işine devamını olanaksız kılacak biçimde yaşadığı bölgede deprem meydana gelmesi, evini su basması, evinde yangın çıkması, tutuklanması ya da sıkıyönetim bölgesi dışına çıkarılması gibi durumlar zorlayıcı nedenlerden sayılmaktadır.

Bu durumlardan dolayı işine gidemeyen işçinin iş sözleşmesi 25 inci maddenin II. bendinin (g) fıkrası gereğince bildirimsiz ve tazminatsız olarak feshedilemez. Zorlayıcı nedenler, önceden bilinip önlem alınmasına imkan vermeyen olaylardan kaynaklandığından, işçinin durumunu zamanında işverene bildirmesi de mümkün olmayabilir.

Bu durumdan ötürü işine devam edemeyen işçiye bir haftaya kadar her gün için yarım ücret ödenir. Anılan bir haftalık süreye, 4857 sayılı Kanunun 46 ncı maddesi gereğince hafta tatilleri de girer.

Yargıtay’a göre de ”4857 sayılı İş Kanununun 25 inci maddesinin (III) numaralı bendinde, işçiyi işyerinde bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması halinde, işverenin derhal fesih hakkının olduğu açıklanmıştır.

İşçiyi çalışmaktan alıkoyan nedenler, işçinin çevresinde meydana gelmelidir. İşyerinden kaynaklanan ve çalışmayı önleyen nedenler bu madde kapsamına girmez. Örneğin işyerinin kapatılması zorlayıcı neden sayılmaz (Yargıtay 9.HD. 25.4.2008 gün 2007/16205 E, 2008/10253 K.). Ancak, sel, kar, deprem gibi doğal olaylar nedeniyle ulaşımın kesilmesi, salgın hastalık sebebiyle karantina uygulaması gibi durumlar zorlayıcı nedenlerdir.

İşyerinden kaynaklanan zorlayıcı nedenler ise değinilen madde kapsamında olmayıp, aynı Kanunun 24/III maddesinde düzenlendiği üzere işçiye derhal fesih hakkı veren nedenlerdir.

4857 sayılı Yasanın 40’ıncı maddesi uyarınca, işçiye zorlayıcı nedenlerle Kanunun 25/III maddesi kapsamında kalan “çalışılmayan süreler” için yarım ücret ödenir. İşçinin iş sözleşmesinin zorlayıcı nedenlerle 25/III bendi uyarınca feshi halinde, işverenin bildirim şartına uyma ya da ihbar tazminatı yükümlülükleri bulunmamaktadır. Ancak, 1475 sayılı Yasanın 14’üncü maddesi uyarınca kıdem tazminatının ödenmesi gerekir[1].

Sonuç olarak, meydana gelen deprem nedeniyle çalışamayan ya da işyerinin depremden etkilenmesi nedeniyle çalıştırılamayan işçiye bu bekleme süresi içinde bir haftaya kadar yarım ücret ödenir (İşK. m.40). Bu bir haftalık süreye hafta tatili de girer(İşK. m.46). Nitekim işçinin işe devamını olanaksız kılacak deprem zorlayıcı neden sayılır ve işe gidememesi bu kapsamda değerlendirilir.

Zorlayıcı nedenler, önceden bilinip önlem alınmasına imkan vermeyen olaylardan kaynaklandığı için işçinin durumunu zamanında işverene bildirmesi de mümkün olmayabilir. İşçi, dilerse yeniden işin başlamasına kadar bekleyebilir. Bu bekleme süresinde işçinin iş sözleşmesi askıda kalır. Bir haftalık bekleme süresinden sonra işçi dilerse, iş sözleşmesini feshetmekte serbesttir

A) Hangi Hallerde Kıdem Tazminatına Hak Kazanılır?

Genel kural olarak haklı bir sebebi olmadan iş yerinden kendi isteğiyle ayrılan yani istifa eden işçi kıdem tazminatı alamayacaktır. Bu işçi, kıdem tazminatı alamayacağı gibi istifa etmeden önce yazılı olarak işverenine bildirim yapmamışsa bir de ihbar tazminatı ödemek zorunda kalabilir. Çünkü 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. maddesine göre iş sözleşmesini sona erdirmek isteyen işçi/işveren feshi yazılı olarak ve bildirim süresine bağlı kalarak diğer tarafa bildirmelidir.

Fakat işçi, haklı bir sebep göstererek işyerinden ayrılırsa işi kendi bırakmış olsa dahi kıdem tazminatına hak kazanacaktır. Bu durumda işçi için hangi hallerin haklı sebep olarak kabul edilebileceği hususu önem arz etmektedir. İşçinin işi bırakması için haklı sebep olarak gösterebileceği başlıca sebepler şunlardır;

1 Sağlık Sorunları Nedeniyle Kıdem Tazminatı

İşyerindeki ağır çalışma şartlarından yani işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı bozulursa (iş kazası, meslek hastalığı vs.) ve işçi iş akdini bu gerekçe ile tek taraflı olarak feshederse kıdem tazminatına hak kazanır.

2.Mobing (Psikolojik Şiddet) Nedeniyle Kıdem Tazminatı

İşçi işyerinden istifaya zorlanıyor, tazminatsız çıkarılmak isteniyorsa (mobbing, psikolojik şiddet) işçinin bu durumu belgelemesi kaydıyla iş akdini haklı sebeple feshetmesi mümkündür. Bu durumda da kıdem tazminatına hak kazanacaktır.

3.Ücretini Alamayan İşçinin Kıdem Tazminatı

İşveren tarafından, işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse, işçi istifa ederek kıdem tazminatı alabilir. Ücretin hiç ya da bir kısmının ödenmemesi bu konuda önem arz etmemektedir. Yani ücreti hiç ödenmeyen işçi işten haklı sebeple ayrılıp kıdem tazminatı alabileceği gibi ücreti eksik yatırılan işçi de aynı şekilde kıdem tazminatı talep edebilecektir.

Ücret dışında ikramiye, prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, fazla mesai, hafta tatili, genel tatil gibi alacakların ödenmemesi durumunda da işçinin iş sözleşmesini haklı fesih imkânı bulunmaktadır. Bu durumlarda da kıdem tazminatı alacağına hak kazanmaktadır.

4.İşçinin SGK Primlerinin Düşük Yatırılması Halinde Kıdem Tazminatı

Uygulamada en sık görülen durumlardan biri de, daha düşük SGK primi ödemek adına işçinin maaşının düşük gösterilmesidir. Bu durumda işçinin SGK primleri gerçek ücretten yatırılmıyorsa, işçinin bu gerekçe ile iş akdini sona erdirmesi işçi bakımından bir haklı fesih olmakta ve işçi kıdem tazminatı talep hakkına sahip bulunmaktadır.

Ayrıca işçinin sigortası işverence geç ve eksik bildirilmişse de işçi bu gerekçe ile iş akdini tek taraflı olarak feshederek kıdem tazminatı talebinde bulunabilir.

Yine işveren tarafından işçinin haberi olmaksızın SGK’da giriş-çıkış yapılıyorsa, bu durum işçi bakımından bir haklı fesih gerekçesi yaratmakta ve işçi kıdem tazminatına hak kazanabilmektedir.

5.İzin Kullanamayan İşçinin Kıdem Tazminatı

İşçi 1 Mayıs, 23 Nisan,19 Mayıs ve sair resmi tatiller ile Dini Bayram ve tatillerde zorlama ile çalıştırılıyorsa ve/veya çalıştırıldığı halde ücreti kendisine ödenmiyorsa, işçinin bu gerekçe ile istifa ederek, kıdem tazminatı talebinde bulunma hakkı mevcuttur.

İşveren, iş kanundan kaynaklı yıllık izinleri tam olarak kullandırmıyorsa, işçinin istifa ederek, kıdem tazminatı talebinde bulunma hakkı mevcuttur.

6.Zorlayıcı Sebeplerin Olması Durumunda Kıdem Tazminatı

İşçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla süre ile işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler ortaya çıkarsa ve işçi iş akdini bu sebeple tek taraflı olarak feshederse kıdem tazminatı talep hakkına sahip olacaktır.

Yukarda bahsedilen bu sebeplerin her işin, işçinin ve işyerinin durumuna göre çoğaltılması mümkündür. İşçinin söz konusu haklı sebeplere bağlı olarak iş akdini tek taraflı olarak feshetmesi halinde, her ne kadar iş akdi işçi tarafından sona erdirilmiş olsa da, işçi kıdem tazminatına hak kazanabilecektir.

Bunların dışında uygulamada bazı durumlar vardır ki görüntü itibari ile işçinin istifası gibi görünmesine karşılık kıdem tazminatı hakkı doğmaktadır.

Bu konu hakkında benzer makaleler için tıklayın


Sorularınızı sormaktan lütfen çekinmeyiniz

“Depremde Evi Yıkılan Kişi Bu Sebeple İşten Ayrılıp Tazminata Hak Kazanabilir Mi?” için 18 yanıt

  1. okiraci575@gmail.com - Gaziantep avatarı
    okiraci575@gmail.com – Gaziantep

    2 sene oldu k marasda faprikada calisiyordum depremden dolayi su an isyeride 3 ay oldu calismiyor ben 2 senelik tazminatimi alabilirmiyim o halden sonra

    1. Alabilirsiniz

  2. Elif - Gaziantep avatarı
    Elif – Gaziantep

    Merhabalar 4 Yıldır çağrı merkezi home ofis olarak çalışıyorum evim ağır hasarlı çalışacak ortamım bulunmuyor bulunduğumuz alanda ofis de çalışmam istendi ama çocuğumun bakımını üstlenecek kimse bulamadım kıdem tazminatımı alabilir miyim

    1. Çalışmanızı engelleyecek zorlayıcı nedenler olduğu için işi bırakmanız halinde tazminata hak kazanırsınız Gaziantep ilinde iseniz tarafımıza ulaşabilirsiniz başka bir ildeyseniz Bulunduğunuz ilden bir işçi avukatı ile görüşmenizde fayda var

  3. Sevdela - Gaziantep avatarı
    Sevdela – Gaziantep

    Merhabalar ben 4 buçuk yıldır kurumsal bir fabrikada işçi olarak çalışmaktayken 6 Şubat depremi dolayısıyla evimiz orta hasar aldı ve yıkılacaktır. Ayrıca iki çocuğum psikolojisi ve okul nedeniyle başka bir şehirde ikamet etmeye başladım. Eşim tsk personeli tayinimiz başka şehire çıkıyor ve bütün bu sebeplere dayanarak tekrar aynı yerde çalışmam mümkün olmayacaktır. Bütün bu mücbir sebeplerden dolayı işyerinden tazminat alabilirmiyim. İş yeri reddederse nasıl bir yol izlemeliyim. Şimdiden teşekkür ederim iyi günler

    1. Iş yerinde çalışmayı engelleyen zorlayıcı sebepler oluştuğu için eviniz yıkılıyor çünkü işi bu nedenle bıraktığınızda Kıdem tazminatına hak kazanırsınız Gaziantep ilinde iseniz tarafımıza ulaşabilirsiniz başka bir ildeyseniz Bulunduğunuz ilden bir işçi avukatı ile görüşmenizde fayda var

  4. Asli - Gaziantep avatarı
    Asli – Gaziantep

    Malatyada belediyenin iştirak hanesinde calisiyorum 7 yıl oldu depremde bizi işe almadılar o.u.h sonrası çadır kentlere görevli diye gönderdiler ve bizi belediyenin park bahçeler birimine verdiler ve gitmediğimiz günleri yillik iznimizden düştüler
    Esim memur il dışına tayini çıktı tazminatı mi alma durumum olur mu

    1. Iş koşullarınız kötüleştirilmiş hakkı nedenle iş akdini fesh etme imkanınız mevcuttur, mutlaka Bulunduğunuz ilden bir işçi avukatı ile süreci yürütünüz

  5. Serkan guler - Gaziantep avatarı
    Serkan guler – Gaziantep

    Malatya da bir fabrikada çalisiyordum deprem sonrası kocaeliye taşındım geri dönmeyeceğim den fabrikadan tazminatımı alabilirmiyim.06.05 2023 ohal bitiyor ne yapmam lazım.iş kanunu 25/ııı zorlayıcı sebep girermi bizim durumumuz fabrika aktif calisiyor

    1. Eviniz en az orta hasarlı olduğu ise veya çok yakınlarınızdan deprem nedeniyle ölüm ev yıkılması ağır hasar durumları oluştu ise şehri terk etmek zorunda kalma durumu zorlayıcı sebep sayılır tazminatı hak kazanırsınız ancak biz Gaziantep ilinde olduğumuz için dosyanızı alma şansımız yok Malatya’dan bir avukatla görüşmenizi tavsiye ederiz

  6. Muhammet - Gaziantep avatarı
    Muhammet – Gaziantep

    Merhaba 6 Şubat depreminde evimiz yıkıldı biz son anda kurtulduk. Calistigim şirkette yikildi ve bana başka bölge teklif ettiler oraya gittim fakat psikolojim düzelmedi ve çalıştığım bölgede işe odaklanamadim ablamı kaybettim depremde ve hataya geri dönmek istedim şirket izin vermiyor. Bu durumda tazminat alıp ayrılmak için nasıl bir yol izleyebilirim

    1. Bahsini etmiş olduğunuz nedenler normalde zorlayıcı nedenledir. Zorlayıcı nedenlerle iş akdini fesih ettiğinizde kıdem tazminatına hak kazanırsınız . Ancak şirketin yıkılması sonrasında size teklif ettiği yeni bölgeyi kabul ettiniz. Dolayısıyla yeni bölgede artık çalışmanız gerekir ve zorlayıcı nedenleri depremi öne süremezsiniz. Eğer kabul ettiğinizi yazılı belgelerle imzaladıysanız maalesef bu hakkınız olmaz. Varsa haklı gerekçeleriniz, haklı gerekçelerinizi öne sürebilirsiniz ;ödenmeyen haklar ,görev dışı işler yaptırılması, baskı, mobbing uygulanması gibi varsa haklı gerekçeler bunları öne sürebilirsiniz. Haklı gerekçelerinizin olması halinde de iş akdini fesih edip dava açabilirsiniz.Ancak şahitleriniz ve delilleriniz olmak zorundedır.Gaziantep ilinde iseniz tarafımıza ulaşabilirsiniz, başka bir ilde iseniz bulunduğunuz ilden bir işçi avukatı ile görüşmeinizde fayda var

  7. Muhammet - Gaziantep avatarı
    Muhammet – Gaziantep

    Teşekkürler avukat bey. Yanlız belge olarak ev kira sozlesmesi mesela bize pahalı geliyor ve gecinemiyoruz en azından Hatay’da konteynirda kalma şansımız var. Bu delil olabilir mi mobbing ve baskı zaten var ama yazılı bir kanıtım yok ama şahidim olur tabiki

    1. Maalesef yeterli bir delil değil bu dediğiniz, çünkü isyeri ile ilgisi olmuyor

      1. Enes - Gaziantep avatarı
        Enes – Gaziantep

        Merhabalar ben 9 senedir belediyede çalışmaktayım. 2018 yılında khk ile taşerona geçtim. Fakat taşerona sürekli kadroya geçerken benim unvanım proje yöneticisi ve asistanı idi fakat bu unvanım daha sonra 1 2 defa kruum tarafından değiştirildi ve şimdide beni kamyona verdiler ve şoför yük taşıma unvanını verdiler … Biraz önce işe giriş bildirgesi ne baktığımda ise 2018 de proje yöneticisi ve asistanı gözüken unvan şimdi düzeltilerek 2018 yılı için de şoför yük taşıma yapılmış. 6 Şubat depreminde kirada oturduğum evim agir hasar aldı ve yıkıldı hiç bir eşyamı alamadım ve kiralık evde tutamadım durumum kurtarmıyor… Ben 2 tane üniversite mezunuyum defalarca insan kaynaklarına gittim talep ettim benim yerimi degismediler 2 senedirli de başta 1 haftalık dediler şimdi ise dediğim gibi 2 senedir kamyon sürüyorum daha önce hiç hayatim da sürmemistim ve 2 defa bel fıtığı ameliyatı oldum şuanda belimde platin var … Resmen bezdirme politikası uyguladılar… Ben işi bırakmak istiyorum çünkü kamyona çıkamaz oldum belimden yerimi de değişmiyorlqr tazminat.alabilrmiyim

        1. Belirttiğiniz hususlar haklı Fesih nedeni olup konu hakkında şahit ve diğer delilleri ayarlamanız halinde dava açabilirsiniz Gaziantep ilinde iseniz tarafınıza ulaşabilirsiniz başka bir ildeyseniz Bulunduğunuz ilden bir avukatla görüşmenizde fayda var

  8. Mehmet - Gaziantep avatarı
    Mehmet – Gaziantep

    Mrb ben hatayın iskenderun ilçesinde yaşıyorum depremde eviniz yıkıldı iş yerine devam ettim şimdi ailem burada değil burdan gitmemiz lazım kontenyırda kalıyorum burda yaşam çok zor işi bırakmak zorunda kaldım iş yeri Tanzimat vermixegini söylüyor ne yapmalıyım 2 yıldır calışıyorum

    1. Depremden çok zaman geçti zorunlu nedenle iş akdini feshettim iddianız samimi bulunmayacaktır. Farklı bir haklı nedeniniz varsa bunu öne sürmenizi tavsiye ederiz. Biz Gaziantep ilinde hizmet veriyoruz. Mutlaka bulunduğunuz il ya da ilçeden bir işçi avukatı ile görüşmenizi önemle tavsiye ederiz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir