Gaziantep Avukat Ali Tümbaş Anlaşmalı ve Çekişmeli Boşanma Avukatı

İşverene Karşı Davası Veya Husumeti Bulunan İşçilerin Tanık Olamayacağına İlişkin Yargıtay Kararları

yazar:

kategori:

İşverene Karşı Davası Veya Husumeti Bulunan İşçilerin Tanık Olamayacağına İlişkin Yargıtay Kararları


Fazla çalışma ve Ulusal Bayram Genel Tatil ücreti alacakları husumetli tanık beyanlarıyla ispatlanabilir mi? Çalışma sürelerinin ispatı noktasında ,işverene karşı dava açan tanıkların beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması gerekir. Yargıtay’ın yeni ilke kararları bu yöndedir.

Fazla çalışma ve UBGT alacakları bakımından salt husumetli tanık beyanlarıyla sonuca gidilemez. Kural budur. Ama bu kuralın istisnaları vardır . Ana kural husumetli tanıkların beyanlarıyla ispat mümkün olmayacağıdır. Ama bununla beraber yan delil ve olgularla bu tanıkların beyanlarına değer verilebilir. Peki bahsedilen yan delil ve olgular nelerdir?

1)İşin mahiyeti ve işyerinin özellikleri bu husumetli tanık beyanlarını destekliyorsa o zaman bu tanık beyanlarına itibar edilebilir. Örneğin bu işyerinde iki tane bekçi çalışıyorsa bu bekçilerden birinin gece ,diğerinin gündüz çalıştığı kabul edilir ve her bir işçinin 12 saat çalıştığı kabul edilir.

2)Davalının tanıklarının anlatımları, davacının tanıklarının beyanlarını doğrular mahiyette ise o zaman yine davacının ispat yükünü yerine getirdiği sonucuna varılmalıdır. 7

3)İş müfettişinin düzenlediği tutanak ve raporlar: İş yerinde bu denetim yapılmış ve o iş yerinde fazla çalışma yapıldığı tespit çalışması bu doğrultuda ifade veren husumetli tanık beyanlarına da itibar edilmelidir.

4)Kesinleşmiş mahkeme kararının bulunması: Husumetli tanığın işverene karşı açmış olduğu davası kesinleşmiş ise bu durumda da husumetli tanığın ifadesine itibar edilir. Hukuk Genel Kurulu kararına göre ” Aksine ciddi bir delil olmadıkça asıl olan tanıkların doğruyu söyledikleridir.

Her somut olayın özelliklerine göre husumetli tanıkların ifadelerinin hakim tarafından değerlendirilmesi gerekir. Baştan reddi doğru olmaz. HMK 255 gereğince ” İşverene, arşı tarafın tanığına karşı menfaat itirazı yapma imkanı sağlamıştır. Böyle bir itiraz yapılmışsa Değerlendirmeye alınması gerekir. HMK madde 255′ e göre ” Tanığın davada yararı bulunmak gibi tanıklığının doğruluğu konusunda kuşkuyu gerektiren sebepler varsa bunu iki taraftan biri iddia ve ispat edebilir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2017/17464 E. 2020/ 13499 K. 27.10.2020 Kararına göre :Davacı tanığının davalıya karşı benzer mahiyette davasının olduğu anlaşıldığından salt husumetli tanık beyanları ile fazla mesai ücretinin ve UBGT alacağının hesaplanarak hüküm altına alınması isabetli değildir.

TANIKLARIN KONUMU, TANIKLIKLARINA DUYULACAK GÜVENİ ETKİLEYECEK DURUMDADIR

Mahkeme, davanın kabulü ile kıdem ve ihbar tazminatları ile ulusal bayram, genel tatil, hafta tatili ve fazla mesai alacaklarının davalıdan tahsiline hükmetti. Kararı davalı şirket avukatı temyiz etti.

Dava dosyasını yeniden inceleyen Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, yeni bir karara imza attı. Davacı tanığı olarak dinlenen işçilerin aynı şekilde davalı aleyhine dava açan kişiler olduğu belirtilen kararda, bu sebeple “Tanıkların konumu, tanıklıklarına duyulacak güveni etkileyecek durumdadır” denildi.

Davaya konu alacakların varlığının ispat yükünün davacı olduğuna dikkat çekilen Yargıtay kararında, davacının çalışma olgusu yönünden işyeri kayıtlarına ve tanık beyanlarına dayandığı hatırlatıldı.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2017/26341 Esas 2020/9270 Karar numaralı 9.07.2020 Tarihli Kararı

Karara konu uyuşmazlık, fazla çalışma yapılıp yapılmadığına dairdir. Kararda davacı tanıklarının işveren karşı husumeti bulunduğunun ve bu nedenle beyanlarının tek başına hükme esas teşkil etmemesi gerektiği belirtilmiştir.

‘’Dosya kapsamından, beyanları hükme esas alınan davacı tanıklarının işverene karşı husumeti bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, davacı tanıklarının beyanlarının yan deliller ile desteklenmedikçe tek başına hükme esas teşkil etmesi mümkün değildir.‘’

iş kazası gaziantep işçi avukatı

Ayrıca ilgili kararda aşağıdaki hususlara da değinilmiştir:

  • işçinin imzasını taşıyan bordronun sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğinde olduğu
  • fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerektiği
  • işçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığının araştırılması
  • imzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesinin mümkün olmadığı ancak işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatının her türlü delille yapılabileceği
  • bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerektiği
  • işçiye bordro imzalatılmadığı halde fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda ise işçinin ihtirazi kayıt ileri sürmesi beklenemeyeceğinden ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının her türlü delil ile ispatının mümkün olacağı
  • beyanları hükme esas alınan davacı tanıklarının işverene karşı husumeti bulunduğunun anlaşıldığının bu nedenle davacı tanıklarının beyanlarının yan deliller ile desteklenmedikçe tek başına hükme esas teşkil etmesinin mümkün olamayacağı

Yargıtay

9. Hukuk Dairesi

Esas : 2015/20572

Karar : 2018/1190

Karar Tarihi : 24.1.2018

‘’…Mahkemece davacının fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil ve bunlara bağlı olarak kıdem tazminatı alacakları hüküm altına alınmış hafta tatili talebi ve yıllık ücretli izin alacağı reddedilmiştir. Davacı haklı feshe dayalı olarak belirttiği fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının ödenmemesi iddiasını tanık ile ispatlamıştır. Aynı gün temyiz incelemesi yapılan dava dosyalarında davacıların birbirlerine tanık oldukları(2015/4898 E., 2015/34583 E., 36420 E.,) ve hesaplamaların tanık beyanlarına dayanılarak yapıldığı anlaşılmıştır.

Davacılar aynı işyerinde beraber çalışan ve aynı sebeple hak talep eden kişiler olup doğrudan doğruya menfaat birliği içerisindedirler. Bu sebeple tanıklık beyanlarına itibar edilemez. Başkaca delilde sunulmamıştır. Bu sebeple davacının ispatlanamayan fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, yemek ücreti farkı alacakları ile bu alacaklara bağlı kıdem tazminatının reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir…’’

Yargıtay

9. Hukuk Dairesi

Esas : 2015/7056

Karar : 2017/165

Karar Tarihi : 17.01.2017

‘’…Diğer taraftan 6100 HMK’nın tanıkla ilgili hükümleri incelendiğinde, 240/1 maddesinde “Davada taraf olmayan kişiler tanık olarak gösterilebilir”, 250. Maddesinde “Tanığın davada yararı bulunmak gibi tanıklığının doğruluğu konusunda kuşkuyu gerektiren sebepler varsa, bunu iki taraftan biri iddia ve ispat edebilir” ve 254. Maddesinde ise “Dinleme sırasında öncelikle tanıktan adı, soyadı, doğum tarihi, mesleği, adresi, taraflarla akrabalığının veya başka bir yakınlığının bulunup bulunmadığı, tanıklığına duyulacak güveni etkileyebilecek bir durumu olup olmadığı sorulur” kurallarına yer verilmiştir. Somut uyuşmazlıkta davacı taraf fazla çalışma yaptığını iddia etmiş ve tanık deliline dayanmıştır.

Davacı tanıklardan bir tanesi davacının komşusu, diğeri ise daha önce aynı iş yerinde çalışmış ancak ayrıldıktan sonra davacı ile ortak bir iş yeri açan kişidir. Davacı komşusu tanığın iş yeri çalışma koşullarını bilmesinin mümkün olmaması ve diğer tanığın ise davacı ile ortak menfaat birliği içinde bulunması karşısında bu tanıkların beyanlarına itibar edilemeyeceğinden ve fazla çalışma yapıldığı yönünde başkaca da delil bulunmadığından davacının fazla çalışma ücreti talebinin reddi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü hatalıdır…’’

Yargıtay

Hukuk Genel Kurulu

Esas : 2013/1462

Karar : 2015/869

Karar Tarihi : 25.2.2015

‘’… Akrabalık veya diğer bir yakınlık başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamaz ise de işveren aleyhine dava açan kişiler davacı tanığı olarak dinlenmiş ise bu işçilerin tanıklıklarına kural olarak itibar edilmemesi; birbirlerine tanıklık eden kişilerin beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması ile bu tanıkların beyanlarının diğer yan delillerle birlikte değerlendirilerek, sonuca gidilmesi gerekir.

Nitekim, aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 13.04.2011 gün ve 2010/2-751 E. 2011/96 K. ile 12.09.2012 gün ve 2012/2 E. 2012/551 K. sayılı ilamlarında da benimsenmiştir.

Somut olayın incelenmesinde, hükme esas alınan bilirkişi raporunda hafta tatil ücret alacağı hesaplanırken, davacı tanık anlatımları delil olarak değerlendirilmiş ise de davacı tanığı olarak dinlenen işçilerin aynı şekilde davalı işveren aleyhine aynı iddialar ile dava açan kişiler olduğu ve davacının hafta tatillerinde çalıştığına dair soyut tanık anlatımları dışında delil bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda, yukarıda yapılan açıklamaların ışığında uyuşmazlığın değerlendirilmesinde, diğer yan delillerle desteklenmeyen ve aynı işveren aleyhine aynı iddia ile açtıkları davalar nedeniyle menfaat birliği bulunan davacı tanıklarının beyanlarının hafta tatilinde çalışma iddiası yönünden hükme esas alınması mümkün olmadığından; diğer bir ifade ile davacı dinlettiği tanıklarla hafta tatillerinde çalıştığı iddiasını yöntemince kanıtlayamadığından davacının hafta tatili ücret alacağı isteminin reddi yerine, yazılı gerekçelerle kabul edilmesi isabetsizdir.

O halde, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır…’’

Yargıtay

Hukuk Genel Kurulu

Esas : 2007/815

Karar : 2007/842

Karar Tarihi : 14.11.2007

“Davacının dinletmiş olduğu tanıklar bu davanın sonucundan etkilenebilecek durumdaki işçiler olup aralarında menfaat birliği söz konusudur. Ayrıca davacı uzun bir süre ihtirazı kayıt ileri sürmeden aylık ücretlerini almıştır. Bu nedenle davacı ara dinlenmelerde fiilen çalıştığını ispatlayamadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”

Yargıtay

7. Hukuk Dairesi

Esas : 2015/5198

Karar : 2016/62

Karar Tarihi : 17.01.2017

‘’…Davacı tanıkları aynı kursta kursiyer olarak çalışan öğretmenlerdir, bu davadan çıkacak sonucun tanığın menfaatini de ilgilendireceği hususu göz önünde tutulduğunda davacı ile menfaat birliği içinde hareket etmesi mümkün olması nedeniyle davacının hizmet süresinin SGK belgeleri yerine tanık beyanları itibarla belirlenmesi hatalıdır. Bu nedenle davacının hizmet süresinin SGK hizmet döküm cetveline göre belirlenerek kıdem ve ihbar tazminatı ile ücret, fazla mesai ve yıllık izin alacaklarının da bu süre esas alınarak değerlendirilmesi gerekirken menfaat birliği içinde hareket eden tanık beyanı ile sonuca gidilmesi bozmayı gerektirmiştir. … O halde davalı … vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır….’’

Yargıtay

7. Hukuk Dairesi

Esas : 2013/4370

Karar : 2013/4135

Karar Tarihi : 21.03.2013

‘’ Somut olayda; fazla çalışma ve hafta tatili alacakları davacı tanık beyanlarına göre hesaplanarak hüküm altına alınmıştır. Davacı tanığı Ali Tekin tarafından Ankara 19. İş Mahkemesine açılan davada bu tanığın fazla mesai ve hafta tatili talepleri reddedilmiş, karar Ali Tekin vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 22.H.D.’nin 2012/18727 E.-2012/20672 K. sayılı kararı ile onanmıştır. Davacı tanık beyanlarından ve kayıtlardan davacı tanıklarının davalılara karşı davaları olup mahkemece fazla çalışma alacağı talebinin reddi gerekirken husumetli tanık beyanlarına itibarla kabulüne karar verilmiş olması hatalı olmuştur.’’

YARGITAY 22.Hukuk Dairesi Esas: 2017/ 39931 Karar: 2017 / 19330 Karar Tarihi: 26.09.2017

YARGITAY 22.Hukuk Dairesi Esas: 2017/ 39930 Karar: 2017 / 19329 Karar Tarihi: 26.09.2017

YARGITAY 22.Hukuk Dairesi Esas: 2017/ 39929 Karar: 2017 / 19328 Karar Tarihi: 26.09.2017

YARGITAY 22.Hukuk Dairesi Esas: 2017/ 39928 Karar: 2017 / 19327 Karar Tarihi: 26.09.2017

YARGITAY 22.Hukuk Dairesi Esas: 2017/ 39927 Karar: 2017 / 19326 Karar Tarihi: 26.09.2017

Tarihli kararlarda aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

‘’…Somut olayda; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, fazla mesai alacaklarının hesaplanması açısından tanık beyanları ile bir sonuca ulaşılamayacağı belirtilmek suretiyle dosyada mevcut olan bordrolarda ayda ortalama 30 saat fazla mesai tahakkukunun yapıldığı, buna göre tahakkuk olmayan dönemler için de davacının, haftalık 7.5 saat mesai yaptığı kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Ancak hesaplama dosya içeriğine uygun düşmemektedir.

Dinlenen davacı ve davalı tanık beyanlarının, davacının çalışma saatleri ve düzeni ile ilgili net ya da belirlenebilir nitelikte olmadığı, davacı tanıklarından birinin de husumetli olduğu anlaşıldığından fazla mesai hesaplamasına esas alınamayacaktır. Tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile taraf tanık beyanlarına göre; daha önce yapılan fazla çalışmaların ortalamasının alınarak fazla mesai alacaklarının hesaplanamayacağı, davacının fazla çalışmaya ilişkin iddiasını yeterli ve inandırıcı deliller ile ispatlayamadığı anlaşıldığından fazla çalışma alacağı talebinin reddine karar vermek gerekirken kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir….’’

iş kazası gaziantep işçi avukatı

Yargıtay

22. Hukuk Dairesi

Esas : 2017/25757

Karar : 2017/13361

Karar Tarihi : 05.06.2017

‘’..Somut olayda, davalı işyerinde endeks okuma elemanı olarak çalışan davacının tanıklarının anlatımına itibar edilerek yaz aylarında 07.00-19.00 arası haftanın 7 günü, kış aylarında 07.00-19.00 arası haftanın 6 günü çalıştığı kabulü ile yaz aylarında 21 saat kış aylarında ise 18 saat fazla çalışma yaptığı ve dini bayramların ilk iki günü dışında ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı kabul edilmiştir. Ne var ki, davacı tanıkları husumetli olup yan deliller ile desteklenmedikçe beyanlarına tek başına itibar edilmesi mümkün değildir. Davacı tanıklarından …’in Dairemizce onanan dava dosyasında (Dairemizin 2016/1812 esas sayılı dava dosyası), davalı işyerinde 08.00-17.00 arası

haftanın 6 günü çalışılarak 3 saat haftalık fazla çalışma yapıldığı, dini bayramlar dışında ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışıldığı belirlenmiştir. Bu tanık ile davacının birlikte çalıştıkları bir dönem bulunduğu, birlikte çalışmadıkları dönem bakımından işyerindeki çalışma düzeninin değiştiğine yönelik bir delil bulunmadığı, davacının yaptığı iş ve dosya kapsamı dikkate alındığında; davacının 08.00-17.00 arası haftanın 6 günü çalışarak 3 saat fazla çalışma yaptığı, dini bayramlar dışında ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı, belirtilen çalışma şeklinden daha fazla çalıştığını ve hafta tatili günlerinde çalıştığını yöntemince ispatlayamadığı anlaşılmaktadır. Mahkemede açıklanan kabule göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir…’’

İş Kanunu’nun Amacı ve Kapsamı Nedir?

Bu konu hakkında benzer makaleler için tıklayın